Ordunuz hala annenizin işletim sistemini mi kullanıyor? - Tankado.com

Ordunuz hala annenizin işletim sistemini mi kullanıyor?

  07/24/2006, Yazar: Özgür Koca, Kategori: Linux

Özgür Yazılım’ın avantajları, kaynak kodu kapalı yazılımların doÄŸurabileceÄŸi sorunlar, Linux’un kısa hikayesi ve dünya ülkelerinin özgür yazılıma yaklaşımını inceleyen bu güzel makaleyi beÄŸeneceÄŸinizi umuyoruz. Bu makale Görkem Çetin ve Ali Işıngör ortak çalışmasıdır.

Evinizde bir lavabonun tıkandığını farzedin. Ne yaparsınız? Tamir debilirsiniz. Bir muslukçu bile çağırabilirsiniz ama hiçbir güç sizi elinize anahtarı alıp belki de yapım hatasından kaynaklanan sorunu gidermenizi engelleyemez deÄŸil mi? PaÅŸa gönlünüz isterse, elbet yeni bir lavabo da satın alabilirsiniz…

Peki ama bu iÅŸi neden satın aldığımız yazılım ile yapamıyoruz? Yapamazsınız, çünkü yazılımlar ya "kod"larına eriÅŸmenizi engellerler ya da "karmaşık patent"lerin korkutucu koruması altındadırlar.

Kolaysa, parasını verip satın aldığınız iÅŸletim sistemine (örneÄŸin Microsoft Windows’a) müdahale edin! Milyon dolarlık davalar ile
karşılaÅŸabilirsiniz, üretici firma size dava açmakta da sonuna kadar haklıdır… Kim dedi size makinanıza yüklerken karşınıza çıkan "Kullanıcı AntlaÅŸması"nı (User Agreement) okumadan imzalayın diye? BaÅŸtan bu koÅŸulları kabul etmiÅŸtiniz zaten! Pardon… Yoksa, siz de mi
bilgisayara iÅŸletim sistemini yüklerken çıkan o 40-50 sayfalık metni son satırına kadar okumayanlardansınız? GeçmiÅŸ olsun.

Yazılıma copyright’ı olur mu?

Bu noktada küçük bir ayrımı koymak gerekiyor. SöyleyeceÄŸimiz ÅŸey, firma firma dolaşıp yakaladığına milyarlık BSA’cıların belki hoÅŸuna gitmeyecek ama telif hakları ile patent hakları birbirinden çok ama çok uzak iki konu.

Korsanlığa ve lisanssız yazılıma verilen "haklı" savaşta ortalığı yağa
kaldıran yazılım devleri, çıkarttırdıkları yasal düzenleme ve aldıkları
patentlerle yerel pazarlarda kendilerine rakip firmaların çıkmamasını
saÄŸlayacak bir düzeni elbirliÄŸiyle kurdular. Üstelik bunu yaparken,
çok da insani bir amaç güdüldü: "Bilim adamını korumak"… Åžeytan sol
yandan da dürtüyor bir yandan: "Patent bilim adamını deÄŸil, bilginin
mülkiyetini korur."

Bunu bir örnekle açalım…

OrtaçaÄŸ’ın son büyük yazarı Dante, İlahi Komedya’nın Cehennemi’ni
"Hayat yolunun ortasında / Kendimi koyu bir karanlıkta buldum"
mısrası ile açar. EÄŸer Dante bu "kod"ların patentini o gün almış
olsaydı, bugün ne bir Avrupa Edebiyatı’na ne de "YaÅŸ 35 / Dante gibi
ortasındayız ömrün…" diyen Cahit Sıtkı Tarancı’ya sahip olacaktık.
Madem baÅŸladık, adını da koyalım bunun… Dante İlahi Komedya’yı "açık
lisans" modeli ile yazdı! Tıpkı, onun mısralarından esinlenenlerin de
sonraki nesillerle kendi "kod"larını paylaÅŸtıkları gibi… En azından
Dante, dörtlük kullanımını rakip ÅŸairlere yasaklamak gibi bi yanlışlığa
düÅŸmedi! İyi ki düÅŸmedi!

Copyleft’e dayanan yazılımlar, ülkeler…

Åžimdiki moda deyimiyle söyleyelim; bilginin paylaşılarak
geliÅŸtirilmesi önerisiyle "Copyright"a karşı çıkan yeni eÄŸilimin adı
"Copyleft". Birilerinin akla gelebilecek hemen herşeyin patentini anlması
yüzünden yeni yazılım geliÅŸtirmenin imkansız hale gelmesi, dünyada bu
eÄŸilimin doÄŸmasına yol açtı.

Copyleft’çilerin aslında çok da haksız olduÄŸunu söylemek mümkün
deÄŸil. Bir MP3 programı mı yazmak istiyorsunuz? "Encoder" için
önceden ya Almanya’daki patent sahibi enstitüye ödeme yapacak ya da
MP3 üreticielerinin yüzde 99′unun yaptığı gibi, algoritmanın üzerinde
biraz oynayarak çalıp çırpacaksınız! MP3 dediÄŸin malum, bir sıkıştırma
algoritması. Basit bir örnekle, aaaaaaabbbbbabababab ÅŸeklindeki bir
veriyi, 7a+5b+4ab ÅŸeklinde kısaltacak bir algoritma… Efendim,
bu "bildiğimiz cebir" mi dediniz? Olabilir. Ne yaparsınız, birileri
bunun patentini almış! Bu yüzden de her yıl yazılım üretmeyen ülkelerin
"iÅŸletim sistemi tekeli" olan ülkeye büyük kaynaklar akıtmaktan baÅŸka
ÅŸansı yok gibiydi…

Ta ki Linus Torvalds adında bir Finli gencin
yarattığı ve dünyanın dört bir yanındaki yazılımcılara kendi iÅŸletim
sistemini yaratabilmeleri için kaynak kodunu açtığı Linux’a kadar…

"Ulusal İşletim Sistemleri" ve Türkiye

Verilen milyonlarca dolarlık yazılım ücretleri düÅŸünüldüÄŸünde, kimi
ülkeler kendi yazılımlarını kendilerinin üretmesi gerektiÄŸini fark
ettiler. Nitekim; İspanya, Çin, Malezya gibi ülkeler kendi içlerinde
ordularına ve hükümetlerine dünya standartlarıyla uyum saÄŸlayabilen
yazılımları üretmede çok önemli bir yolu almış durumdalar…

Bu eÄŸilime ilginç bir örnek olarak Almanya’yı göstermek mümkün. Almanya,
orduda ve kamu projelerinde kullanılmak üzere Linux tabanlı iki
iÅŸletim sistemini Siemens’e ürettirdi bile… Türkiye bu konuda
ÅŸanslı bir ülke. Zira açık kaynak program kodu ile çalışan ve bu
konuda hayli ilerlemiÅŸ firma ve akademisyenlerden oluÅŸan bir grup,
Türkiye’de ciddi çalışmalar yürütüyor. Türkiye, bir yıl içinde kamu ve
ordu bünyesinde kullanılabilecek güvenliÄŸe sahip bir iÅŸletim sistemine
sahip olabilir…

Bilgi güvenliÄŸinin en büyük açığa neden olduÄŸu yer, iÅŸletim
sistemleri. Bir işletim sistemi, bilgisayarınızdaki programların nasıl
çalıştığını, dışarıdaki dünya ile nasıl iletiÅŸim kuracağını söyleyen
bir temel program ÅŸeklinde düÅŸünülebilir.

İşletim sistemlerinin güvenilir bir hale gelmesi ise zor bir
süreç… Dünya’da her an yeni veri ve bilgi üretiliyor. Bu verileri
iÅŸlemek ve tasnif etmek için de bilgisayarlardan yararlanıyoruz. Kim
olduÄŸumuzdan, uçaklarımızın nasıl yönetileceÄŸine, silahların
kullanımından, kredi kartları ile yaptığımız alışverişe kadar herşey
bilgisayarlar üzerinde duruyor. Ya onlara birÅŸey olduÄŸunda neler
yapacağımızı bilmiyorsak, ne kadar güvenilebilirler? Hele
hele bu tehlike, yazılımın bizzat kendisinden geliyorsa…

Orduların yeni standardı: "Common Criteria"

Bir süre sonra bu yazılımların artık "güvenli" olmayabileceÄŸini söylesek
ne yapardınız? ABD’nin yakın tarihte çıkardığı Common Criteria (CC)
isimli yeni bir standart tüm aklı başında ülkeleri rahatsız eder hale
geldi. Common Criteriai, 1996 yılından bu yana geliÅŸtirilen bir güvenlik
standartları ve test prosedürleri topluluÄŸu. CC; OrangeBook isimli bir
güvenlik kriterleri dizisini yerine getiriyor…

1996 yılında NIAP (Amerikan Ulusal Standartlar ve Teknolojiler Enstitüsü)
ve NSA (Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı) tarafından ortaya atılan bu
fikir, 2001 yılında önemli dönüm noktalarından geçti. GeçtiÄŸimiz yıl
Amerikan Hükümeti, bundan sonra ordu ve devlet dairelerine alınacak her
bilgisayar parçasının CC sertifikasyon iÅŸleminden geçmesi gerekliliÄŸini
ÅŸart koÅŸtu.

Sertifikasyon iÅŸlemi EAL ismi verilen ve 1′den 7′ye kadar farklı
seviyeleri olan bir test süreci anlamına geliyor. Ancak; örneÄŸin EAL
1 sertifikasyonundan geçen en zayıf, EAL 7 sertifikasyonundan geçen de
en güvenli demek deÄŸil. EAL test sistemleri sadece bu test sistemlerinin
birbirinden farklı test biçimleri olduÄŸunu gösteriyor. EAL 1′de ürünler
basit ÅŸekilde laboratuarlarda kullanılarak test ediliyorlar. EAL 4′de
ise ürünlerin içi ya da yazılımların milyonlarca program satırı tek tek
kontrol ediliyor. Bu nedenle Amerikan hükümetine önemli bilgisayar
ürünleri satmak istiyorsanız muhakkak EAL 4 tipinde bir sertifikasyon
iÅŸlemini baÅŸarıyla geçmek zorundasınız.
EAL 4 isimli test süreci, örneÄŸin iÅŸletim sistemi gibi yazılımlar
için bir yıllık bir test sürecini ve bir buçuk milyon dolarlık bir
maliyeti üreticinin sırtına yüklüyor. Asıl problem, satır satır
incelenen bilgisayar programlarının -ister bir uçağın kara kutusunu
yönetiyor olsun, isterse son derece güçlü bilgisayarlarla koÅŸsun-
nasıl çalıştığının ABD hükümeti ya da onun çeÅŸitli ülkelerde atadığı
Common Criteria laboratuarları tarafından biliniyor olması! Bu da kendi
elinizle gizli bilgileri de sakladığınız kasanın anahtarını karşı tarafa
vermekten baÅŸka birÅŸey deÄŸil…

Bir "büyük birader" gerçekten var olabilir!

Bu yazılımlara ödenene milyonlarca dolarlık lisans ücreti ve güvenlik
konusunda yapmanız gereken milyonlarca ayardan sonra halen yazılımların
yeterince güvenli olmaması gibi bir durum da söz konusu. Üstelik Common
Criteria denilen test sisteminde, NSA’nın CC sertifikası verebilen
laboratuarları dünyanın sadece 15 ülkesinde ve toplam 24 adettir.

Herhangi bir ülkenin devlet kurumu, kendine ait bir CC sertifikasyonuna
ait ürün alacağı vakit, 15 farklı ülkenin laboratuarlarından herhangi
birine gidebilir ve EAL 4 sürecinde alacağı ürün tamamen incelenmiÅŸ
olur! Daha da vahim olanı, bu laboratuarlara yerel yönetimlerin
karışabiliyor olması! ÖrneÄŸin Avustralya’daki laboratuarlarda CC’nin
farklı bir hali uygulanmakta ve bu farklı yapıyı, bizzat Avustralya
hükümeti istemekte! Sonuçta Common Criteria tartışılan, ancak giderek
kabul edilmesi ÅŸart koÅŸulan bir standart olup çıktı…

ABD’nin NSA kuruluÅŸu; bu güvenlik laboratuarlarının nerede kurulacağı
konusunu da kendi belirliyor. Daha ÅŸimdiden ABD, kendi hükümetine hangi
ülkelerin yazılım satabileceÄŸini saptadı ve uygulamaya koymaya baÅŸladı.
Bu da bilgi güvenliÄŸi konusunda ciddi kuÅŸaklar yaratıyor…

Bazı e-devlet projelerinin, özellikle ÅŸifreleme isteyen yazılım
bileÅŸenlerinin azami güvenlik içerimesi açısından ya ulusal, ya da açık
kaynak kodlu sistemlerle tasarlanıp hayata geçirilmesi ÅŸart. Kritik
güvenirlilik istenen noktalarda "Türk mühendisleri"nin hazırladıkları
yazılımların kullanılması da gerek ve yeter koşul.

İşte bu noktada, Linux hayati bir önem taşıyor. Kyanka kodu açık
olduÄŸu için hem rekabet avantajı yaratıyor, hem de günümüz dünyasında
kuraldışı davranarak çoÄŸlatılabilme imkanı tanıyor. Bu nedenle Lİnux’un
anti-demokratik olduÄŸu ve bazı devletlerin çıkarlarına ters düÅŸtüÄŸüne
ilişkin doğru-yanlış yorumlara kulak kabartmak bir yana, duruma kendi
açılarından bakıldığı zaman hak vermemek elde deÄŸil.

Yeri gelmiÅŸken söz edelim, itici güç olarak Linux’u seçen hükümetlerin
sayısı gün geçtikçe artıyor. Bunlardan Almanya, geçen yıl kendi
parlamentosunda Linux kullanımına onay verdi ve toplamda 150 kritik
sunucunun tamamına Linux tabanlı bir iletim sistemi kuruldu. Amerika’nın
sıkı müttefiki İngiltere ve düÅŸmanı diyebileceÄŸimiz Arjantin’in, açık
olmayan standartları hükümet projelerinde kullanmama kararını almaları
da bir diÄŸer ilginç nokta…

Serbest yazılımı desteklemek, açık kaynak kodlu iÅŸletim sistemlerinin
kullanımını yaygınlaÅŸtırmak ve bilinç oluÅŸturmak, "bilgi güvenliÄŸi"nde
tekellerin bağımlılığına engel olmak için Türkiye’nin tek ÅŸansı…

Neyse ki, Türkiye’de bu tehlikeyi Genelkurmay’daki beyinler görmüÅŸ
durumda..

LINUX ve AÇIK KAYNAK KODU NEDİR?

Açık kaynak kodu ilk defa 1975 yılında ortay atılan bir kavram. Yazılımcı
firmaların "kutu satışı"ndan çok, yazılımın üzerine katma deÄŸer katarak
para kazanma yoluna gitmesi gerekliliÄŸinden yola çıkılmış. 1991 yılı
sonunda Torvalds adında Finli genç, ilk Linux kodunu paylaşıma açtığı
zaman "Ben bunu tek başıma yapamam, bu çalışmayı gelin bir imece haline
getirelim. Bu mekanizmanın kulrallarını gelin hepimiz birlikte koyalım"
dedi.

Aradan geçen yaklaşık on yıllık süre zarfındaki Linux İşletim Sistemi
yaklaşık 20 milyon kullanıcıya ulaşan bir felsefe oldu. Arkasında
dayandığı bazı noktalarla kurumların tasarruf yapabilmelerine imkan
veren bir yapı haline geldi.

Linux’un temelinde yatan açık kaynak kodunun önemi, bağımsızlık ile
birlikte geliyor. Kurumlar Linux ve diğer yazılımları kullanırken
güvenlik ve lisans sorunu yaÅŸamıyorlar. Tüm Linux dağıtımları internet
ortamında ücretsiz indirilebileceÄŸi gibi 20 ila 50 dolar arası bir bedel
karşılığında kutusu, kitapçığı ve binlerce dolara satın alınan iÅŸletim
sistemlerinin saÄŸlamadığı bir teknik destek (Türkiye’de Gelecek Linux’un
yaptığı gibi bu telefonla desteğe kadar uzanabiliyor. 600 dolarlık bazı
iÅŸletim sistemlerinde telefonla soru sormak parayla…) ile de satın
alınabilir!

DÜNYADA HANGİ ÜLKE, NE YAPIYOR?

Avrupa’da en az beÅŸ, dünyada ise sayısız ülke bugün kamu ve güvenlik
alanlarındaki sistemlerde açık kaynak kodlu olmayan sistemlere tepki
göstermeye baÅŸladı. Ordu ve istihbarat birimlerinin kapalı koda dayanan
iÅŸletim sistemlerine duydukları ÅŸüphe, iki yıl önce bulunan ve kod
satırlarında alenen "NSA Backdoor" adı verilmiş olan bir "arka kapı"nın
(işletim sisteminin adını vermeyelim artık, ayıp olacak) bulunmasıyla
ayyuka çıktı.

Bu yüzden; aralarında Türkiye’nin de bulunduÄŸu bazı ülkeler, kritik
noktalarda Lİnux ve benzer açık kaynak kodlu sistemleri tercih etme ve
sorunlu kullanma sürecine girdi.

 

ÇİN HALK CUMHURİYETİ

Hong Kong, son üç yılda çeÅŸitli kritik noktalara yüzden fazla Linux
sunucusu yerleÅŸtirdi. Pekin Hükümeti de, kamu kurumlarını Red Flag
(Kızıl Bayrak) Linux ile donatıyor.

 

YUNANİSTAN

12 bin kadar orta öÄŸretim kurumunun laboratuarına hem Linux,
hem de Windows kurulu durumda. Böylelikle Yunan Hükümeti, genç
nesillerini şimdiden alternatif işletim sistemlerini alıştırmaya
baÅŸladı… Yunanistan’ın sekiz yıl içinde dünyanın en deneyimli ve
tecrübeli sistem yöneticilerine sahip olacağı söyleniyor.

İTALYA

İtalya’da önceleri bir grup emekli öÄŸretmen ve yazılımcının baÅŸlattığı
"Software Libero Scuola" adlı giriÅŸim, tüm öÄŸrencilerin bilgisayar sahibi
olmasını hedefleyen bir büyük kampanyaya dönüÅŸtü. Kampanya çerçevesinde,
ilk beÅŸ yıl içinde 11 milyon adet (rakamla:11.000.000!) Linux tabanlı
bilgisayarı okullara dağıtmayı hedefleyen İtalyanlar, bu yolda şimdiden
epey bir mesafe kaydettiler.

İSPANYA

İspanya’nın en fakir bölgesi Estremadura’da Eyalet Meclisi, bölgede
eÄŸitim hamlesi baÅŸlatmak için bir ihale açar. İlk ihaleye, aralarında
Microsoft’un iÅŸ ortaklarının da bulunduÄŸu çeÅŸitli konsorsiyumlar çift
haneli milyon dolarları aÅŸan teklifler verir. Kıyıda köÅŸede bir yerde
duran Linux’cuların teklifi ise rakiplerinin yaklaşık sekizde biridir.
Hikaye burada daha da ilginç bir hal alıyor. İhalenin Linux’a gitmesinden
korkan Microsoft cephesi, kesenin aÄŸzını açar: "Size 8 bin iÅŸletim
sistemini hediye edelim!" teklifinde bulunur.

Penguen diÅŸlerini gösterir, geceli gündüzlü çalışılarak bir haftada 80
bin CD’ye Linux İşletim Sistemi yazılıp (Nasıl olsa bedava!) belediye
binasının önüne bırakılır! İhalenin kimde kaldığını söylemeye gerek yok…
Estremadura Eyalet Meclisi, 80 bin öÄŸrenci ve 1500 öÄŸretmene Linux
İşletim Sistemi yüklü sistem kurmakla meÅŸgul bu aralar…

TAYLAND

Ülkede, National Electronics and Computer Technology Center adı altında
faaliyet gösteren teknoloji grubu, kamu kurumlarndaki masaüstü ve
sunucularında kullanılmak üzere bir Linux dağıtım ağı geliÅŸtirdi. Tayland
askeri kademeleri de proje ile yakından ilgileniyor.

FİNLANDİYA

Linux İşletim Sisteminin ilk tohumlarının atıldığı ülkede, geçtiÄŸimiz
aylarda 13 farklı devletten temsilciler biraraya gelerek, kamu
kurumlarında sadece Linux’un kullanılmasına iliÅŸkin çalışmaları
baÅŸlattılar. Fin Hükümeti, memurlarına Linux İşletim Sistemi dersi
veriyor. Dünyanın bu en zengin ülkesindeki kamu kurumlarında Linux’un
kullanılmasına iliÅŸkin bir de tavsiye karar çıktı!

 

PERU

Kamu kurumlarında serbest yazılım kullanılmasının önünü açan bir kanun
tasarısı gündemde. Bu kanunu bir Peru’lu milletvekili ile Microsoft
arasındaki "Yapacağız, yapamazsınız" minvalli yazışmalar internet
ortamında elden ele dolaşıyor…

 

GÜNEY KORE

Güney Kore’de kamuda en çok kullanılan Hancom Office paketi, bir yerli
firmanın ürünü. Hancom Office, dört ay kadar önce 120 bin ek paket satın
alarak, Kore’nin dört bir yanındaki kamu kurumlarına dağıttı. Bu sene
Hancom sayesinde kamuda 26 milyon dolar tasarruf saÄŸlanacak!

ALMANYA

Alman Teknoloji ve EÄŸitim Bakanlığı, iki yıldır ülkede yapılan tüm Linux
konferanslarına sponsorluk saÄŸlıyor. Dünyanın en güçlü ÅŸifreleme programı
olduÄŸu iddia edilen Open PGP’yi geliÅŸtiren Alman yazılım uzmanlarına
da ciddi bir destek söz konusu. GeçtiÄŸimiz aylarda alınan bir karar ile
Alman Parlamentosu’ndaki 150 Windows sunucu Linux ile deÄŸiÅŸtirildi. IBM
ile Almanya İçiÅŸleri Bakanlığı arasında varılan bir antlaÅŸmaya göre de,
SuSE Linux yüklü sistemler hükümete yüksek bir indirimle satılacak.

Geçen yıl Alman ordusunda tamamen Linux’a geçileceÄŸi haberi
Microsoft’un gösterdiÄŸi sert tepki nedeniyle yalanlanmış olsa da, Alman
Genelkurmayı’nın bir alternatif arayışında olduÄŸu biliniyor…

 

Görkem Çetin / Ali Işıngör

Link:








Bu yazıya puan verin: 1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan


Biraz gürültü yapın





Not: Yazdığınız yorum yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.


  Yorumlara eposta ile abone ol




  • Hakkında | İletiÅŸim | Wordpress.org | RSS | Abone Ol

  • (c) 2005-2009 Wordpress Tema: Tankado & Theme by Tankado.com