HIV, ROTA, KUŞ GRİBİ ardından SARS ve şimdi de KORONA virüsü ile karşı karşıyayız. Ulaşım (seyahat ve kargo) imkanlarının artması ile küçülen Dünyamız’da; virüslerin yayılma potansiyelleri de artıyor. Ortalama lise biyoloji/kimya/fizik bilgisi sahibi olan herkes tarafından anlaşılabilecek bilgileri kısa ve öz şekilde burada toplamayı düşündüm. İlk olarak virüsler hakkında ortak bilgiler verip ardından korona (covid19)’dan bahsediyor olacağız. Faydalı olması dileğiyle. Haydi başlayalım…

Virüsler (Biyolojik)

  1. Virüsler canlı organizma dışında aktivite göstermezler (cansız kabul edilirler). Canlı bir hücre ile karşılaştıklarında hücre zarı içine nüfuz ederek (infekte) hücre organellerini kendi proteinlerini üretmeye zorlarlar ve bu proteinleri birleştirerek kendi kopyalarını oluştururlar. Yaklaşık 15dk içinde eksponansiyel (üstel) şekilde artan popülasyonları hücre zarına sığmaz olur ve zarı patlatır. Böylece dışarı sızarlar. Faaliyetlerini aynı şekilde organizmanın diğer hücrelerini de patlatarak devam ettirirler.

  2. Virüs’ler türe özgüdürler yani yayılımları aynı türün bireyleri ile gerçekleşir.  Yani bir bitki virüsü havanlara bulaşmaz veya hayvanlar aracılığıyla yayılmaz.

  3. RNA ve DNA’dan biri ile genetik kalıtımlarını aktaran virüsler, bulaştığı konak hücrenin genetik materyaline katkıda (olumlu veya olumsuz olabilir) da bulunabilir. Benzer şekilde kendi genetik materyali de (RNA/DNA) değişikliğe uğrayabilir.  Kökleri DNA tabanlı canlıların ortaya çıkışından çok daha öncelere uzanan RNA virüsleri daha küçük, hızla üreyip biçim değiştirebilen azgın virüslerdir.

  4. Bulaştığı organizmada hissedilebilmesi için 15güne kadar kuluçka süresinin tamamlanması gerekebilir. Bu süre virüsün türüne göre değişiklik gösterir. Ancak bu sürenin sonunda etkileri fark edilebilir. Bağışıklık sisteminin virüs ile nasıl savaştığını izlemek için tıklayın.

  5. Virüslerin büyüklükleri 20-450nm arasında değişir (bakteriler 1000-2000nm arasındadır [1-2mikron]). Hepa filtreler 0.3mikron’a kadar partikülleri ayıklayabilir. Bu nedenle ekstra önlem almadan virüsleri durduramazlar. Kullan at maskeler virüslere karşı tam/yeterli koruma sağlamaz fakat vucuda giren virüs miktarını azaltabilir. Bazı yüksek güvenlikli maskelerin haricindeki bez maskelerin kullanım amacı daha çok, enfekte olmuş kişinin enfeksiyonu etrafına yaymasını önlemektir. Bu bakımdan, yeterince çok sayıda kişinin (hele ki hastalık semptomları gösterenlerin) yüz maskesi kullanması, salgının yayılmasına engel olmak açısından faydalı görülebilir. Unutmamak gerekiyor ki (en azından çoğu durumda) tek veya birkaç virüsün size bulaşması, virüsün sizi hasta etmesi için yeterli değildir. Bazı araştırmalar tek bir virüsün bile hastalık için yeterli olduğuna yönelik veriler sunsa da, çoğu zaman binlerce, belki on binlerce virüsün size ulaşması gerekmektedir. Benzer şekilde, ne kadar az sayıda virüs ile enfekte edilirseniz, hasta olma ihtimaliniz de o kadar azalmaktadır (ancak hiçbir zaman sıfır değildir; yani tek bir virüs bile sizi hasta edebilir; bu nedenle maskeler mutlak koruma sağlayamaz). Buna ek olarak, daha az sayıda virüsü vücudunuza aldığınızda savunma sisteminiz bunları durduramayacak olursa, o zaman da virüs çoğalarak sizi hasta edebilir. Dolayısıyla maske kullanımındaki bir amaç da, vücuda giren virüs miktarını azaltmaktır (ve mümkünse, durdurmaktır).

  6. Maske kullanımının en önemli nedeni kuluçka devresinde iken diğer sağlıklı insanları korumaktır. Virüsler günlerce semptom (hastalık belirtisi) göstermeden günlerce vucutta çoğalabilir ve bu arada diğer insanları bilmeden enfekte etmenize neden olabilir. Enfekte olduğunu bilmeyen kişiyle toplum arasında izolasyonun sağlanabilmesi için  maske kullanımı önem arz eder.
  7. Virüs enfeksiyonunun gerçekleşmesi için karşı taraftaki kişiye hapşırma veya öksürme olması gerekmez. Kısa mesafeden konuşmak da enfeksiyonun gerçekleşmesi için yeterli olabilir. Ancak bu şekilde karşı tarafa geçen virüs sayısı görece az olacağından enfekte etmek için yeterli olmayabilir. Kaynak-1, Kaynak-2.

  8. Tespit edilen birkaç büyük moleküllü virüs hariç, virüslerin tamamına yakını klasik ışık mikroskoplarıyla incelenemezler (boyutları nanometreler ölçeğinde olduklarından). Virüslerin incelemesi elektron mikroskopu ile yapılır.

  9. Ters ozmoz (RO) filtresine sahip bir su arıtma sistemi virüs geçişini engelleyebilir. Bir RO filtre 0.0001 mikron’luk gözeneklere sahiptir. Yani 1 nanometrelik küçük pencereler. Virüsler buralardan geçemezler ve atık su kanalına yönlendirilirler.

  10. Virüsler tam bir hücre yapısı göstermezler, organelleri ve ribozomları yoktur. Tek başlarına yaşamak için gerekli olan enerjiyi ve makromolekülleri sentezleyemezler. Gereksinim duydukları enerjiyi içinde bulundukları konak hücreden sağlarlar, hücre dışına çıkan virüsler enerji sağlayamazlar.

  11. Virüsler yalnızca canlı hücrelerin bulunduğu ortamlarda çoğalabililrler. Deneysel olarak çoğaltmak isterseniz, Hücre kültürlerinde, embriyolu tavuk yumurtasında veya deney hayvanlarında çoğaltabilirsiniz.

  12. Antibiyotikler virüsler üzerinde etkili değildir (bakteriler üzerinde etkilidirler) ancak virüsler ile aşılar vasıtasıyla mücadele edilebilir. Hücrede kuvvetli ve kalıcı bir antikor yanıtı oluştururlar. Bağışıklık sisteminin ürettiği interferon proteinin varlığında çoğalmayı sürdüremezler.

  13. İnterferans yapabilirler, yani başka virüs türlerinin konak hücreye girişlerini engelleyebilirler.

  14. Virüslerin çoğu 60 santigrat derecede 60 dakika içinde aktivitelerini yitirirler. Konak hücreye bağlanma yetenekleri kaybolur. Buna karşı -70 ile -200 derece arasındaki ısılarda yıllarca saklanabilirler.

  15. Virüslerin çoğu nötr pH ve izotonik ortamları tercih ederler. pH 5-9 arasında canlılıklarını sürdürüler. Bu da canlı organizmalarına uyan bir aralıktır. Diğer pH’larda etkinliklerini yitirirler.

  16. UV (ultraviyole), Gama ve X ışınları virüsleri kısa sürede etkisiz bırakır. Formaldehit, hidroklorik asit, sodyum hipoklorit (çamaşır suyunun etken maddesi), eter ve kloroform gibi lipit eritici maddelere karşı oldukça hassastırlar. PH’ı 1.5 – 3.5 arasında olan mide asidi ile temas ettiklerinde çoğu virüs harap olur. Etkili bir ortam temizliği yapacaksanız 1:10 oranında sulandırılmış çamaşır suyu (sodyum hipoklorit) kullanabilirsiniz. Kaynak-1, Kaynak-2

  17. İçme suları bakterilere karşı klor ile korunurlar, virüsler için ise klor seviyesini artırmak gerekir. Alkol bazlı antiseptiklerle el temizliği yapılabilir. %70 ve üzeri alkol içerek kolonya el temizliği için etkilidir. Buradan konuyla ilgili videoyu izleyebilirsiniz. Genel tecrit kuralları gereği eller sıkça yıkanmalıdır.

  18. Çamaşırların detarjan ile yıkanması virüslerin etkinliğini tamamen ortadan kaldırmaz. Uzun süre (saatlerce) deterjan içinde bekletilmesi gerekir.

  19. Virüsler canlı organizma dışında kristalize olurlar (halk tabiri ile uykuya geçerler) yani cansız özellik gösterirler. Bazı virüsler bu şekilde yıllarca varlıklarını sürdürebilirler.

  20. İnsandan insana bulaşma, genellikle enfekte olmuş kişi öksürdüğünde nanometre boyutlarındaki virüsün havadaki serbest partiküllerin üzerine yapışarak taşınır. Bu nedenle, özellikle eviniz dışındaki ortamlarda N95 sertifikalı bir maske ile dolaşmak faydalı olacaktır. Birkaç saat önce havaya virüs partiküllerini bırakan (hapşırarak) kişi, akciğerleriniz aracılığıyla sizi de enfekte edebilir. N95, FFP2 ve FFP3 gibi maskeler 0.6um üzeri partikülleri tutmak için tasarlandığından covid-19 gibi 0.1um (100nano metre) çaplı virüsleri tutmakta başarılı olmayabilirler.

  21. Klimaların filtre sistemi elektrostatik ve HEPA filtrelerden oluşur. Klima ve temiz hava üflediğini iddia eden cihazlar genel olarak virüslere karşı tam koruma sağlayamazlar. Bu cihazlar, virüslerin partikül boyutunun çok küçük olmasından ötürü (nanometre) virüslerin bir kısmını tutarken bir kısmını ortama üflerler.

  22. Ebola virüsü Çin kaynaklıdır (korona da Çin’in aynı bölgesinden yayılmaya başlamıştır) ve %10 gibi ölüm oranına ulaşmıştır. Ebola da diğer tüm salgınlar gibi durmuştur.  Salgının durmasında iki faktörden bahsedilir. Hipoteze göre;

    1.  Örneğin lab ortamında 10 tavşanla zincirleme yapılan bulaştırma deneyinde. 10. tavşana yaklaşırken ölüm oranı azalmış, 10. tavşan hayatta kalmayı başarmıştır. Virüs her bulaşıda genetik değişime uğramıştır. Bu virüslerin doğaya uyumu ve doğal seleksiyonu ile açıklanabilir. Bu nedenle bir virüs salgınının tüm dünyayı sarması ve insanlığı yok edebilme potansiyeli yoktur.

    2. Genel salgın halini almış virüsler aynı türün tüm bireylerinde aynı etkileri göstermeyebilir. Ölümcül virüs bulaşan ve hastalık semptomları göstermeyen/hayatta kalan/doğal bağışıklık geliştiren vakalarla da karşılaşılmıştır. Bu durum enfekte olan canlının genetik özellikleri ile ilgilidir. Buradan yola çıkarak belli bir coğrafi bölgede yaşayan canlıların virüse doğal bağışıklığının veya doğal zayıflığının olmasından bahsedilebilir.

  23. Elinizle virüslü bir yüzeye temas ettiğinizi düşünüyorsanız başka hiçbir yere dokunmadan bir alkollü bir temizleyici/el sabunu ile temizliğinizi yapın. Dokunduğunuz eşyalarınızı da benzer şekilde temizleyin. Virüs’ü nanometre ölçülerinde (100-130nm) kristalize olmuş cansız bir toz taneciği gibi düşünebilirsiniz. Bu taneciklerin canlı bir organizma ile karşılaşmaması gerekiyor. İnsan için konuşursak canlı hücrelerimize açılan kapılarımız ağız, burun, göz ve kulaklarımızdır. Ellerinizi bu 4 organınız ile temas ettirmeyin. Tecrit (pandemi) sürecinin devam ettiği dönemlerde dış ortamda iken bu 4 organınıza ellinizle temasda bulunmayın.

  24. Bilim insanları bugüne dek gezegen üzerindeki tüm canlıların %1’inden azının bulunup belgelendiğine, geriye kalan %99’luk bölümün bile en az on katı kadar bilinmeyen virüs içerebileceğine ve bunların büyük bir bölümünün de zararsız ancak yaşamın vazgeçilmez birer parçası olduklarına inanıyorlar. İnsan sağlığı için faydalı olan 7 virüs hakkında bilgiye şu sayfadan ulaşabilirsiniz.

  25. Virüslerin bilinçli olarak üretildiği teorileri gerçekçi değildir. Virüs tasarımı yapmakta kullanılan genetik teknolojisi ve elektron mikroskoplarından da önce çok sayıda pandemik vaka yaşanmıştır. Örneğin:
    1. İspanyol gribi: Yıl 1918. Çıkış bölgesi bilinmiyor. Dünya çapında atfedilen tahmini ölüm sayısı 20-50 milyon. Etkilenen yaş grupları genç erişkinler.
    2. Asya gribi: Yıl 1957-1958. Çıkış bölgesi Güney Çin. Dünya çapında tahmini ölüm sayısı 1-4 milyon. Tüm yaş grupları etkilendi.
    3. Hong Kong gribi: Yıl 1968-1969. Çıkış bölgesi Güney Çin. Dünya çapında atfedilen tahmini ölüm sayısı 1.4 milyon. Tüm yaş grupları etkilendi.
    4. İnfluenza A(H1N1): Yıl 2009-2010. Çıkış bölgesi Kuzey Amerika. Dünya çapında atfedilen tahmini ölüm sayısı 100-400 bin. Etkilenen yaş grupları çocuklar ve genç erişikinler.

  26. Bir virüsün salgın halini alıp Dünya geneline yayılması engellenemediğinde, DSÖ tarafından pandemi ilan edilir. Pandemi durumunda temel ihtiyaç malzemelerinin üretimi ve ulaştırılmasında darlık yaşanabilir ve tedariği güç hale getirebilir. Tedariği güçleşecek muhtemel ürünler, temizlik malzemeleri, kişisel hijyen ve korumaya yönelik malzemeler (kolonya, el dezenfektanı, koruma maskeleri vb.) olacaktır. Mevsimlik üretimi söz konusu olan gıda maddelerinin de tedariği güçleşebilir. Pandemi sırasında bu maddelerin üreticisi tarafından daha az üretilebilmesi (personel ve hammade tedariği sorunları) söz konusu olabileceği gibi, kişilerin sınırlı temas nedeniyle stok yapması ve panik havası neden olur. Türkiye’nin ulusal pandemi planına buradan ulaşabilirsiniz.

  27. İklim değişikliği neticesinde meydana gelen yeni koşullara birçok organizma adaptasyon sağlayamayıp olumsuz etkilenirken, virüsler bu koşullara en iyi adapte olan nadir yapılardır. Bu da iklim değişikliklerinin, viral salgınların sayısı ve etkisini önemli ölçüde etkileyeceğini göstermektedir. Ayrıca, küresel ısınmaya bağlı olarak ozon tabakasındaki değişiklikler yeryüzüne ulaşan UV ışınlarında azalmaya neden olmakda bu da virüslerin daha uzun süre varlıklarını korumalarına neden olmaktadır. Güneşin UV radyasyonunun mevsimsel influenza pandemilerinin oluşumunda rol oynadığı ve iklim değişikliği durumunda değişime uğrayabileceği de bildirilmiştir. Kaynak
  28. Virüs ve mikroorganizma (bakteri) enfeksiyonuna karşı ellerin sıkça yıkanması önemlidir. Eller yıkanırken sıcak su ile yıkanmamalıdır. Sıcak su, ellerimizin üzerinde yer alan por olarak adlandırılan boşlukların açılmasına ve o küçük alanlara mikroorganizmaların/virüslerin girerek, su ve sabunun etkisinden kurtulmasına neden olabilir. Kaynak.

  29. Yaygın salgınlarda ve pandemi durumlarında devlet yetkilileri birçok konuda doğru karar vermekte zorlanabilirler ve kararlarında gecikebilirler. Bunun siyasi, ekonomik, toplumsal ve dinsel birçok nedeni olabilir. Benzer şekilde haber kaynağı medya organları da toplumun dikkatini doğru noktalara çekme, zamanında ve objektif olarak bilgilendirme konusunda yetersiz kalabilir bazen taraflı davranabilirler. Bu durumlarda maddi ve manevi olarak biryerlere bağlı olmayan, kar amacı gütmeyen bağımsız uzmanlardan, meslek örgütülerinden ve onların yetkili temsilcilerinden bilgi alabilir onların açıklamalarını takip edebilirsiniz. Bu kaynkalardan doğrudan bilgi almak için en iyi yöntem söz konusu kişi ve kurumların resmi twitter hesapları olacaktır. Diğer taraftan bu süreçleri başarıyla ve yöneten ülkeler de olabilir. Kaynak-1

Korona (Covid 19) Virüsü

covid19 ncov 2019 a
NCOV-2019 A
  1. Korona virüsünün bulaşma ve çoğalma animasyonunu izlemek için tıklayın.

  2. KORONA (2019-nCoV) virüsü daha çok yaşlılarda, yaşlılığa bağlı zayıf metabolik düzenekleri/organları ya da kronik hastalıkları alevlendirerek etkide bulunur. Solunum yolu rahatsızlıkları başta olmak üzere, baş ağrısı, miğde bulantısı ve ateş belirtileri vardır.

  3. Örneğin korona (covid-19) hiçbir semptom göstermeden 5 ile 8 gün vucutta çoğalır ve bu arada diğer insanları bilmeden enfekte etmenize neden olur. Enfekte olduğunu bilmeyen kişiyle toplum arasında izolasyonun sağlanabilmesi için  maske kullanımı önem arz eder. Enfeksiyonun gerçekleşmesi için karşı tarafa hapşırma veya öksürme olması gerekmez. Kısa mesafeden konuşmak da enfeksiyonun gerçekleşmesi için yeterli olabilir. Ancak bu şekilde bulaşan virüs sayısı görece az olacağından karşı tarafı enfekte etmek için yeterli olmayabilir. Kaynak-1, Kaynak-2.

  4. Virüsler canlı organizma dışında kristalize olurlar (halk tabiri ile uykuya geçerler) yani cansız özellik gösterirler. Bu şekilde yıllarca varlıklarını sürdürebilirler. Ancak KORONA (2019-nCoV) bu şekilde çok uzun süre dayanamaz. Yapılan araştırmaya göre covid-19, plastik ve metal gibi yüzeylerde 3 gün kadar etkinliğini koruyabiliyor.  Araştırmayla ilgili haberi buradan izleyebilirsiniz. Bazı materyallerin covid-19’u tutma süreleri ise şöyle:
    1. Plastik: 3 Gün
    2. Paslanmaz çelik: 3 Gün
    3. Bakır: 4 Saat
    4. Kağıt: 4 Gün

  5. KORONA (2019-nCoV) virüsü kuru ve inorganik ortamlarda en fazla 4 güne kadar etkinliğini sürdürebilir. Çin’den gelen kargolar ile “CRONA/KRONA/KORONA(2019-nCoV)virüsü bulaşma ihtimali bu süre aşıldığında oldukça düşük. Ancak enfekte olmuş birisinin organik atığı içinde virüs daha uzun süre aktif kalabilir (virüsün canlı organizmalar ile birlikte içinde çoğalabileceği organik bir ortam).

  6. İnsandan insana bulaşma, genellikle enfekte olmuş kişi öksürdüğünde nanometre boyutlarındaki virüsün havadaki serbest partiküllerin üzerine yapışarak taşınır. Covid-19 (korona) yaklaşık olarak 100-130 nm çapındadır ve havada sprey etkisi ile bir kaç saat (3 saat) hareket edebilir. Bu nedenle, özellikle eviniz dışındaki ortamlarda N95 sertifikalı bir maske ile dolaşmak faydalı olacaktır. Birkaç saat önce havaya virüs partiküllerini bırakan (hapşırarak) kişi, akciğerleriniz aracılığıyla sizi de enfekte edebilir. N95, FFP2 ve FFP3 gibi maskeler 0.6um üzeri partikülleri tutmak için tasarlandığından covid-19 gibi 0.1um (100nano metre) çaplı virüsleri tutmakta başarılı olmayabilirler.

  7. Korona virüsünün 1-2 yıl içinde Dünya nüfusunun önemli bir kısmına ulaşacağı düşünülüyor. Virüs’ün hastalarda yarattığı en büyük yıkım akciğerler üzerinde gerçekleşiyor. Hatta iyileşip normal hayatına dönen insanlar da akciğer rahatsızlıklarının devam ettiği raporları da mevcut. Virüs akciğerlerde kalıcı hasar bırakıyor. Muhtemel hastalar için buradaki aktif nefes egzersizleri virüsün olası etkilerini en aza indirmek için faydalı olabilir.

  8. Korona virüs’in mortalite oranı (bulaşan hasta sayısının/ölümüne sebep olduğu hasta sayısına oranı) diğer virüs salgınları ile karşılaştırıldığında oldukça düşük. Örneğin İnfluenza A(H1N1) 100.000 insandan fazlasını öldürmüştü. Bu virüs teknik olarak güçsüz. Yani çoğu hastada hastane ile sonlanmayan iyileşme süreçleri ve çok düşük yoğun bakım oranları söz konusu. Peki pandemi ilan edilmesinin gerekçesi ne olabilir? Bu gerekçenin ana nedeni tam olarak “virüsün yeterince güçlü olmaması”. Kuluçka süresinin göreceli olarak uzun olması (14 gün) de bunun bir kanıtı. Virüs’ün kuluçka evresinin uzun olması semptomların çok geç ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu arada da enfekte  olan kişi virüs’ü enfekte olduğundan habersiz yaymaya devam ediyor. Virüs kısa sürede güçlü semptomlar gösteren bir tür olsaydı daha hızlı farkedilecekti ve yayılmasının önü alınabilecekti.
El sabununun etkili olduğu virüs ve bakteriler

2 YORUMLAR

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.