‘Desem vay, demesem vay…’

  08/01/2005, Yazar: Özgür Koca, Kategori: Posta Kutusu

Uzun bir ayrılıktan sonra tekrar merhaba dostlar…

Ben yokken ve de kuyulardayken bir çok gelişme oldu… Son iki yıldır ülkemizin de içinde olduğu bölge üzerinde oynanan sinsi oyunlara başka oyunlar eklendi. Gelin, Hüseyin Mümtaz’ın özetini çıkardığı bu oyunların değerlendirmelerini birlikte yapalım.

***

“Bir vay, iki vay, vay vay Desem vay, demesem vay…”

Kerkük’ün, Irak Türkmenlerinin, Kuzey Irak’ın hâli tam da işte bu türkü nakaratındaki gibidir kıymetli okuyucu..

1 Mart 2003′te tezkerenin reddi, 3 Mart 2003′te Erbil’de tarihte ilk defa Türk bayrağının peşmergeler tarafından yakılması ve 4 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye’de Türk askerinin başına müttefikimiz Amerika tarafından çuval geçirilmesi ile başlayan süreç aynen devam etmektedir.

Bu iki seneyi biraz aşkın bir süre içinde Talabani Irak’a Cumhurbaşkanı; Barzani de Güney Kürdistan dedikleri Kuzey Irak’a Bölge Başkanı olmuşlardır.

PKK Kandil’de konuşludur, silah, malzeme, teçhizat ve C-4 patlayıcı maddeler ile Türkiye’ye yoğun bir şekilde giriş yapmaktadır.

Şehit cenazeleri gene uçakla “memleketlerine” gönderilmeye başlanılmıştır.

Bir taraftan da ülkenin İstanbul dahil çeşitli yörelerinde “konfederasyon” bayraklı törenler yapılmaktadır.

***

Güney sınırındaki mayınların temizlenmesi İsrail’e ihale edilmiştir.

İsrail silahlı kuvvetleri, özel kuvvetleri, ajanları hep sivil memur kıyafetinde gelip “mayın temizleyecekler”…

TSK da, hem PKK’ya yardım nereden geliyor diye meraklanacak, hem Afganistan ve Kosova gibi uzak coğrafyalarda “oyalandırılacak”…

Afganistan’dan sonra Kosova’da da “Müttefik Kuvvetleri Liderliği” için başvuruda bulunmuşuz…

MGK’nın “sivil” Genel Sekreteri İsrail’e gidiyor, “TSK AB yolundadır” diyor, “Türk halkı AB’ye bağlıdır diyor”…

“Sivil” MGK’da askerlerin rolu azaltılıyor, fakat AB yanlısı emekli askerler istihdam ediliyor…

Ama MGK’nın resmi internet sitesinde hala Atatürk’ün “Milletimizin güçlü, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesi için devletin tamamen milli bir siyaset izlemesi ve bu siyasetin iç kurumlarımıza tamamen uygun ve dayalı olması lâzımdır” söz asılı duruyor.

Neden duruyor, nasıl duruyor?

Unuttular mı?

Bunların hepsi, “dost ve müttefik” ve bizimkilere sorarsanız “stratejik müttefik”, onlara sorarsanız “ilişki” içinde olduğumuz Amerikalıların yardım ve yataklığı altında yapılmaktadır.

Sonra Edelman çıkıp; “Amerikan karşıtı başlar ezilmelidir” demekte; Bush bizimkilerin taktığı isimle “marjinaller”e yaptırım üstlemektedir.

***

İnanın Saddam zamanında daha rahattık.

Peşmergeler kuyruklarını kıvırmış ancak Özal, Çiller, Ecevit, Bahçeli, Yılmaz ve Gül’ün verdiği kırmızı pasaportlarla dolaşabiliyor; PKK sindirilmiş, Suriye hizaya getirilmiş durumdaydı… Sahi Yavuz Ataç’ın verdiği pasaportun rengi tartışılıyor da; yukarıda saydıklarımın verdikleri neden tartışılmıyor?

Bir de şimdiye bakın…

Amerika Kürtleri içeride ve dışarıda Türkiye aleyhine kullanıyor…

Amerika Güney Azerileri İran aleyhine kullanıyor…

Amerika Kamışlı Kürtlerini Suriye aleyhine kullanıyor…

Amerika Kuzey Azerbaycanlı İsa Kamber’i, yeni bir portakal devrim için İstanbul’da Soros’la görüştürüyor…

Amerika Ferdi Sabit’i, Kıbrıs’ın kuzeyinde “istediği düzen”i kurmak için kullanıyor…

Amerika bölgedeki bütün azınlıkları ülkelerdeki hâkim otorite aleyhine örgütleyip destekliyor…

Ama Türkiye’nin kendi ırkından azınlıklara Irak, İran, Yunanistan ve Kıbrıs’ta “dost gözüyle” bakmasını bile engellemeye çalışıyor.

Desem vay, demesem vay…

***

Talabani’nin Irak Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Barzani de, Erbil’deki Kürt meclisinde yapılan oylamada oybirliğiyle Kürdistan Federasyonu Başkanı seçiliyor.

Neyle federasyon, nereyle federasyon?

Barzani 111 sandalyeli meclisin oturumunda, katılan 84 üyenin tamamının desteğini alarak başkan seçiliyor.

Barzani’nin seçilmesinin ardından Kürt liderin dev posterleriyle donatılan Erbil’de sevinç gösterileri düzenleniyor… Konvoy halinde sokaklara dökülen Kürtler, davul ve zurnalar eşliğinde Barzani’nin bölgesel yönetimin başına geçmesini kutluyorlar.

Neyi kutluyorlar?

Barzani’nin “Federal Kürdistan Bölge Başkanlığı”nı.

Soruyu bir daha soralım; nereyle federasyon, federasyonun diğer bölgeleri neresi?

Eğer bu başkanlık seçimi, yürürlükteki Irak anayasasına göre yapıldıysa diğer bölgeler nerede ve onların da başkanları neden seçilmedi?

Devam ediyoruz..

Kürt parlamentosunda kabul edilen yasaya göre Irak Kürdistan bölge başkanlığı “Kürdistan bölge başkanı” adını taşıyacak ve Kürt bölgesindeki en yüksek otorite olacak. Kürdistan bölge başkanı halk tarafından seçilecek ve görev süresi 4 yıl olacak. Bölge başkanı, Kürt parlamentosunun çıkaracağı kanunlara itiraz edebilecek ve kanunların çıkarıldığı 10 günlük süre içinde tekrar tartışılması için parlamentoya geri yollayabilecek. Bölge başkanı gerekli durumlarda parlamentonun görevine son verebilecek. Bölge başkanı, gerekli olduğunda bakanlar kurulunun işten el çekmesi için yazılı karar çıkartabilecek. Bölge başkanı ayrıca, bölge ordusundaki askeri rütbeleri tespit edebilecek ve parlamentonun rızasıyla federal Irak hükümetine Kürt bölgesinde askeri güç kullanma izni verebilecek. Bölge başkanı, Kürdistan bölgesine ait Peşmerge gücünün genel komutanı da sayılacak…

En ufak şüpheniz olmasın; yarın Amerika PKK işini “Irak’ın iç işi… Önce Talabani’ye soralım” diyecek.

Sonra da “Bölge Başkanı”na sorulacak.

Türkiye de sınır ötesini kontrol edemediği için sınırları içindeki Lice’yi günlerce bombalayacak.

Güvenlik güçlerinin operasyonu kapsamında Hendik, Hegadere, Çavtepe, Keltepe, Koztepe, Şeytan Kayalıkları ve Hidif adlı bölgelerin tamamen teröristlerden temizlendiği, kaçan teröristlerin yakalanması için operasyonun devam ettiği belirtilecek.

Ama İtirafçı Şemdin Sakık’ın ve Nejdet Buldan’ın PKK aleyhinde yazdıkları kitapların, Şırnak’taki okullarda başarılı ğrencilere hediye edilmesine tepki gösteriliyor…

TSK Lice kırsalın bombalıyor, “Diyarbakır’da Sesler ve Renkler Barışa” adlı “festival” düzenleniyor…

Festivale, Khosaba Suriye Süryani Halk Dansları, Koma Raperin Kadın Ekibi, Mezopotamya ve Dicle Fırat Kültür Merkezleri Halk Dansları ekipleri katılıyor…

İkinci başkan Başbu Amerika’da Amerikalılara PKK’yı şikayet ediyor sitemde bulunuyor…

Büyükanıt “Türkiye’nin Irak politikası yoktur” deyince herkes celalleniyor…

Peki var mıymış?

***

Acaba Talabani’nin Cumhurbaşkanlığını; seçimden önce Korutürk başkanlğında, içinde Genelkurmay temsilcisinin de bulunduğu, Diyarbakır’dan kalkan bir helikopterle gönderilen heyetle kutlayan Türkiye, Barzani’nin de bölge başkanlığını onaylıyor mu?

Barzaniye de heyet gitti mi?

Türkiye ancak böylelikle mi Kürtlerin Irak’tan ayrılmalarını engelleyebileceğini ve sisteme entegre olmalarını sağlayabileceğini düşünüyor?

Peki Türkiye Türkmenler hakkında ne düşünüyor?

Desem vay, demesem vay..

Kuzey Iraklı Kürtler Türkiye’nin desteğinde Cumhurbaşkanı, Bölge Başkanı seçerken; Türkmenler Türkiye’nin uyarısıyla “Irak’ın bütünlüğü içindeki yerlerini korumaya” çalışıyorlar.

Türkiye Irak’taki Kürtlere, Araplara, çoraplara ve dahi Türklere “eşit uzaklıkta”…

“Hepsi akrabamız…”

Önce Ankara’da “güdümlü” bir Türkmen Konferansı toplanıyor.

Bu, güya Kerkük’teki Kurultay’a hazırlık olacak”tı”…

Harekâtın başında yığınakta hata yapıldığı için Kerkük Kurultayı “dağıldı”.

Bir takım Türkmen gruplar, Kürtlerle beraber hareket etme yoluna gittiler ve ayrıldılar.

Kürtler Türkiye’nin desteğiyle Cumhurbaşkanı seçiyorlar ama Türkmenler kendilerine başkan bile seçemediler.

Seçemiyorlar…

Türkiye çevre Türklerde lider-teşkilat-doktrin istemiyor.

Bu hikâye, ayrı bir yaz konusudur.

Türkiye’nin Irak politikası ise başlı başına bir roman konusudur.

Desem vay, demesem vay…

Bahri KAYAOĞLU

desem vay (1)







Bu yazıya puan verin: 1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan


Biraz gürültü yapın





Not: Yazdığınız yorum yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.


  Yorumlara eposta ile abone ol




  • Hakkında | İletişim | Wordpress.org | RSS | Abone Ol

  • (c) 2005-2009 Wordpress Tema: Tankado & Theme by Tankado.com